BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?


HALK MÜZİĞİNİ BELİRLEYEN ÖGELER

Dizgesel Ögeler:Halk müziğin'de türk müziği'nin diğer türleri gibi 17 'li perde dizgesi kullanılır.

Çalgısal Ögeler:Bağlama, cura, divan, üctelli, tanbura, kabak kemane, sipsi, kaval, mey, davul ve zurna Bu türün icinde kullanılan belli başlı calgılardır.

Ezgisel Ögeler:Ezgiler bezekli olup;küme, motif ve ezgi sekilemeleri yoğun olarak kullanılır.

Ritimsel Ögeler:Usulsüz ve usüllü olabilir. Usullü alt türlerden, genel olarak onbeş zamanlıya kadar kücük usuller kullanılmış olup, on zamanlıya kadar olan usuller yogundur.

Biçimsel Ögeler:Genel olarak bir bölümlü biçimler kullanılmıştır.

İcrasal Ögeler:Bu ögeleri agız, tavır ve düzen olarak üçe ayırıyoruz

a) Agız :Sözel türlerde türü belirleyen bir ögedir. Örnek: Karadeniz ağzı , Arguvan ağzı gibi.
b) Tavır:Hem sözel hem çalgısal türlerde, Türü belirleyen bir öge olarak kullanılır. Örnegin, Zeybek tavrı'nın Zeybek türünü belirleyen ögelerden biri olması gibi.
c) Düzen:Halk müziginde seslendirilecek eserin makamı, dolayısıyla, durak ve güçlü sesleri dikkate alınarak, telli calgılarda her telin belirli bir sese eşleştirilmesiyle oluşturulan akort şekline düzen denir. Günümüzde, bozuk düzen (kara düzen), bağlama düzeni ve misket düzeni adlarıyla anılan üç ayrı düzen yoğun olarak kullanılmaktadır.
Halk müziğinde bir diğer genel özelliği ise, Anonim oluşudur.

TÜRKÜ(1): Kendine özgü ve değişik ezgilerle söylenen türkü zamanla anonimleşen bir nazım biçimidir. Türküler ana dörtlüklerle, onu izleyen nakaratlardan olu­şur. Türkülerdeki dörtlüklere Bent adı verilir. Nakaratlar, halk dilinde bağla­ma ve kavuştak olarak adlandırılır. Türküler yukarıda saydığımız nazım biçimlerinin aksine hece vezninin her kalıbıyla söylenir. Yani hece sayısı iti­bariyle bir sınırlama olmaz. Mahmut Ragıp Gazimihal, ezgilere göre usulsüz ve usullü türküler olarak iki ayırım yapar. Usulsüz olanlar; divan, bozlak, koş­ma, hoyrat ve Çukurova'yı içine alan uzun havalardır. Usullü olan türküler grubunda ise genellikle oyun havaları yer alır ki bunlara Konya'da oturak havası, Urfa'da kırık hava adı verilmektedir.

Türklerde işlenen konulara göre de sınıflama yapan yazarlarımız vardır. Bu sınıflama şöyledir: Ninniler, Çocuk Türküleri, Doğa Türküleri, Aşk Türküleri, Kahramanlık ve Askerlik Türküleri, Tören Türküleri, İş Türküleri, Kar­şılıklı Türküler, Ölüm Türküleri, Oyun Türküleri, Tabiat ve Hayvan Türküleri, Zeybek ve Derebeyi Türküleri, Cinayetler ve Acıklı Olaylarla ilgili Türküler, Güldürücü Türküler, Yemek ve yiyecekle ilgili Türküler.Yapılarına göre türküleri sınıflandıran yazarlar da türkülerin bent kavuştaklarını gözönünde bulundurmuşlardır. Bu tür sınıflama şöyledir: Bentleri dörtlükleriyle kurulan türküler, Bentleri dörtlüklerle kurulan türküler, Bentleri üçlüklerle kurulan türküler, Bentleri beyitlerle kurulan türküler.

TÜRKÜ(2): Türkiye'nin sözlü geleneğinde, bir ezgi ile söylenen halk şiirlerinin her çeşidini göstermek için, en çok kullanılan ad "türkü"dür. Trükü kelimesinin, Türk adının sonuna, Arapça ilgi eki olan "i" ekinin getirilmesiyle ortaya çıktığı anlaşılır.Türki: Türkle ilgili, Türk'e özgü anlamında kullanılır. Kökü, XV. yy'da Horasan'a kadar dayanır. Türkünin belli bir şekli yoktur. Bir koşma, bir semai, bir destan ya da herhangi bir halk şiiri türkü ezgisiyle söylendiğinde türkü olur. Bu yüzden türkü tipinin en belirgin özelliği "melodisidir". Bunun dışında, türküyü diğer halk şiiri türlerinden ayıran bir özellik de her ezginin sonunda bulunan kavuştaklardır (nakarat). Kavuştaklar her ezgiden sonra tekrar edilen ikilik (ya da daha çok) dizelerdir. Türkülerin büyük çoğunluğu anonimdir ya da ağızdan ağıza söylenirken söyleyeni kaybolmuştur. Türküler bu şekilde halkın malı olurlar. Türküler çoğu kez, bir doğa olayı ya da bir kahramanlık karşısında doğar ve yayılırlar. Türküler, doğdukları bölgenin özelliklerini koruyamazlar. Taşındıkları bölgelerde kişilerin, yer adlarının, hatta konuların bile değiştiği görüldüğü için, nerde doğduklarını saptamak güçleşir.

* Ezgilerine göre
- Usüllü (Oyun havaları)
- Usülsüz (Uzun Havalar)
* Yapılarına göre
- 5'li den 16'lı hece ölçüsüne kadar türküler vardır
- Kavuştaklı türküler

* Konularına göre
- Ninniler
- Çocuk türküleri
- Doğa türküleri
- Aşk türküleri
- Kahramanlık türküleri
- Askerlik türküler-
- Tören türküleri
- İş türküleri
- Derebeyi, eşkiya, cinayet türküleri
- Ölüm türküleri (ağıt)
- Güldürücü türküler
- Karşılıklı türküler
- Oyun türküleri

DUDAK DEĞMEZ (Leb Değmez): Halk edebiyatımızda saz şairleri arasında atışmalar, taşlamalar gibi kar­şılaşmaların yapıldığını belirtmiştik. Bu karşılaşmalardan birisi de dudak değmez'dir. Bu türde aşıklar söyleyecekleri dörtlüklerde dudak seslerinden (b,f,m,p,v) harflerini kullanamazlar. Dudak değmez saz şairleri arasında karşılaşmalı yapıldığı gibi verilecek bir ayağa göre tek bir saz şairi de kendi başına Dudak değmez dalında hünerini gösterebilir. Bunun için de iki dudak arasına bir iğne konur. Yanılma halinde iğne dudağa batarak kan çıkmasına yol açacağında, hakemlik yapanlara karşı bir itiraza mahal kalmaz.

GÜZELLEME: Halk edebiyatımızda saz şairleri güzelleme de, söylerler. Genellikle geçimlerini sağlamak için köy köy gezen ve her yerde saygı gören ve konuk edilen saz şairleri, gördükleri ilgi ve ikram karşısında gerek ev veya kahvehane sahi­bine ve kendisini dinleyen topluluğa o anda birer dörtlük söyleyerek hoşame­dide bulunurlar. Aynı kural saz şairlerinin davet edildikleri sünnet törenleri ile düğünlerde de uygulanır. Ayrıca doğa güzelliklerini dile getirmek, kadın, at, silah ve benzeri şeyler için de güzellemelerin yazıldığı görülmüştür. Konya Aşıklar Bayramı'nda her yıl sazlı güzellemeler, ayrıca sazsız, sözlü güzelle­meler söylenmektedir.

KOÇAKLAMA: Savaş ve dövüşleri anlatan, mertlik ve yiğitlik duygularını işleyen şiirler­dir. Koçaklama dalında en güzel şiirleri Köroğlu yazmıştır.

© 2005 - 2006 GRUP TURNALAR All rights reserved.